Katagoriler
 KUTBUL AZAM ŞEYH ÖMER ZİYAEDDİN BÖLÜKBAŞI KS SOHBETİ 1

 

 

1990 YILINDA,İSKENDERUNDA DR.FERHAT ÖZDEMİR BEYİN, KUTBUL AZAM ŞEYH ÖMER ZİYAEDDİN NAKŞİBENDİ KS HAZRETLERİYLE TANIŞMASI ..

 1. BÖLÜM :

Yıl 1990.Hatay İskenderun. İskenderun Demir Çelik fabrikasındayız. Bir memure Öğretmen Azize Hanım rujlu tırnaklarıyla sigarasını özenle tutmakta. Yanındaki arkadaşları da öyle. Biz Dr. Ferhat Beyle istemsiz olarak o meclisteyiz. Kendi dünyamıza çekilmiş çevreye karşı duyarsız olduğumuzun göstergesi sayılabilecek tarzda, ortamdan hoşlanmadığımızı dillendiren bir bedensel dille öylece oturmaktayız.

 

Birdenbire memureler konuyu değiştirip işi Şeyh Ömer Ziyaeddin Bölükbaşı Hazretlerine getiriyorlar. Biz de Dr.Ferhat Özdemir Bey de Risaleyi Nur yolunun yolcusuyuz. Aktif olarak hizmetlerde pek çok görev almışız. Dr.Ferhat Bey Risaleyi Nuru, hizmeti çok sevmekle birlikte, evliyanın elinden biat almadan Allaha bağlanılamayacağını düşünmekte. Bir kader, bir his onu sürekli olarak sufisim denizinde yelken açmaya itmekte.

 

Bu bağlamda şeyh bilinen pek çok isimleri birlikte ziyarete gittik. Bunlardan biri de 1988 yılında ziyaret ettiğimiz Menzil Şeyhi Seyda Muhammet Raşit Erol Hazretleri. Oradaki manevi havayı çok beğenmekle birlikte aradığının bu olmadığını dillendirdiğinde buna pek şaşırmamıştık.

 

Ne olduysa oldu sosyete memureler birden şeyh muhabbetine dönünce gayri iradi olarak kulak kesildik. Memure Azize Hanım karşısındaki bayanlara Şeyh Ömer Ziyaeddin Hazretlerinin işittiği kerametlerini anlattığında kalbimizde büyük bir sevinç oluştu.Kendilerinden izin alarak konuşmalarını dinledik.

 

Şeyh Ömer Ziyaeddin Hazretleri gece bir buçuk gibi balığa çıkan,denizde sandalları alabora olan,ölüm kalım savaşı vererek dalgalarla kulaç kulaca savaşım veren ve çaresiz düşen yoksul balıkçıların Şeyh Ömer Ziyaeddin Hazretleri tarafından manevi elle tutulup sahile çıkarılmalarını,balıkçıların daha sonra İskenderun Dört yolda Şeyh Ömer Ziyaeddin Hazretlerini görüp tanımalarını Şeyh Ömer Ziyaeddin Hazretlerinin de onları bir şey anlatmamaları olayı gizlemeleri için susturmasını ibretle dinleyince şok olmuştuk.Bu sahada Dr.Ferhat Bey oldukça yapıt okumuştu.Şeyhleri rahatça tanıyabilmekteydi.

 

Memure Azize Hanımın anlattıklarına ek olarak bir başka bayan hazreti şeyhin trafik kazasıyla ölecek olan,kamyonetin önüne atılan,herkesin eyvah diyerek gözünü kapadığı bir anda, küçük bir kızı nasıl kurtarıp kehara  koyduğunu ve gözden kaybolduğunu anlatınca daha da şok olmuştuk.

 

Bu kerametler en az kutbul azam makamında olan yüce evliyalarda açığa çıkacak şeylerdi.Dr.Ferhat Beyle alelacele şeyhin nerede olduğunu sorarak işe başladık.Memure Azize Hanım olanca iyilikseverliği ile onun yerini çok iyi bilen Dörtyollu Fizik Öğretmeni Ahmetin adresini bizle paylaştı.Hemen yola koyulup öğretmen Ahmet Beye konuyu açtık.İlk önce pek gönülsüz davrandı sonra kabul etti.

 

Bize Hazreti Şeyhin İskenderun Dörtyol’da olduğunu, ormanlık bir patika yoldan kendisine ulaşılacağını aktardı.Sözleştiğimiz gün gelmişti.Öğretmen Ahmet Bey bir mühendis arkadaşının taksiyle bizi aldı.Ormanlık yolun riskli olduğunu,ayıların,domuzların çıkabileceğini anlattı.Heyecanımız daha bir artmıştı.Doğrusu çekinmedik de değildi.Olsundu bu kerametli şeyhi görebilmek tutkusu her şeye değerdi.

 

Yolculuk yapmadan önce güzelce karnımızı doyuralım dediler.Dr.Ferhat Bey ben tokum siz yiyin dedi.Biz de bir bildiği var diyerek yemedik.Olup bitenlere bir anlam verememiştim.Sonradan öğrendiğime göre Dr.Ferhat Bey şeyhi denemek istemiş.Bir şey biliyor mu yoksa şişirme biri mi.Hakiki bir evliyaysan karnım aç geliyorum bana gelir gelmez sofra kurdur demiş.

 

İlginç yolculuk başladığında İskenderun’a kuşbaşı bakmaya başlamıştık.Hava kararmıştı.Yollar dolambaçlı dolambaçlaydı.Balta girmedik ormanı anımsatan bir yapı vardı burada.Her an bir domuz saldırır mı acaba korkusunu ensemizde hissetmekteydik.İçimizi korkuyla karışık sevinçli bir ruh hali sarmıştı,büyük bir sırrın açığa çıkacağına yönelik tanımsız bir sezgi rüzgarıyla kuşatılmıştık adeta.Acaba Dr.Ferahat Beyin aradığı şeyh yoksa bu zat mıydı?

 

2.BÖLÜM:

 

 

 

 

ŞEYH ÖMER HAZRETLERİNİN FİZİK ÖĞRETMENİNE SÖYLEDİĞİ

 

İNANILMAZ KERAMET…

 

 

Akşam olmuştu.Her yerde gizemli bir sessizlik vardı.Bir evliyaya gitmenin bütün gizemli dili yüreğimizdeydi.Sık orman ağaçlarının dalları yer yer toprak yolu kapatıyordu.İçimizde tanımı olanaksız duygu seli coşmaktaydı.

 

Işıkların göründüğü tırmanmanın sona erdiği tepe noktada birdenbire taksimiz su kaynattı..Evlerin önünde el pençe huzur halinde duran onlarca mürit arasından gözlerimiz Şeyh Ömer Ziyaeddin Hazretlerini aradı…

 

Birkaç sufi arabaya yardımcı oldu…Araç hararetten su kaynatmıştı.El birliğiyle ısınan motora su dökmeye başladılar.Sufilerin içlerinden biri buralara niçin geldiğimizi sorunca kendine Şeyh Ömer Ziyaeddin Bölükbaşı Hazretlerini ziyarete geldiğimizi söyledik.Sufiler edepli bir şekilde: İşte bakın kapıda sizi bekliyor,der demez işaret ettikleri yere baktık.Yuvarlak yüzlü,beyaz sakallı seksene yakın yaşı iri kemik yapılı görselliği ile bizleri karşılamak için gelmişti…Bizi büyük bir heyecan basmıştı…Şeyhin yanına vardık…Kendini edeple selamladık…Gizemli bir görselliği vardı…Sükutu en belirgin özelliğiydi…

 

Hep birlikte merdivenlerden yukarı çıktık…Salona varırı varmaz Şeyh Ziya Efendi niyet tutan Dr.Ferhat Özdemir Beye bakarak misafirlerin yemeklerini getirin dediğinde daha bir şaşırdık…Coşkun müridleri önceden hazırlandığı belli olan bir yemek getirdiler ortaya…Bal,zeytin,tereyağ,peynir her şey vardı…Dr.Ferhat Beyle göz göze geldiğimizde Hazreti Şeyhin boş biri olmadığını yüce bir evliya olduğunu ima eden beden dilini sessizce okuduk…

 

Fizik Öğretmeni Ahmet Bey ve adını bilmediğim mühendis arkadaşı, öğrendiğimize göre namaz niyaz olmayan yaramaz insanlar sınıfından kimselermiş... Yemekten sonra mühendis edep adap göstermeden paldır küldür bir şey konuşunca Hazreti Şeyh ona bir iki bir şey söyledi…Müsaade isteyip o aşağı indi…Kader eli işlemeye başlamıştı…Ortama uygun olmayanlar eleniyorlardı.

 

Şeyh ruhani bir bakışla Fizik Öğretmeni Ahmet Beyi gezmeye başladı…Öğretmen Ahmet Bey küçüldükçe küçüldü…Şeyh orta yere konuşarak :Neye yaradı üç günlük dünya…Bak sana küs olarak öbür dünyaya gidiverdi…Neye yaradı dedi…Bu söz üzerine Fizik Öğretmeni Ahmet Bey müsaade isteyerek ortamı terk etti…Sonradan öğrendik ki Öğretmen Ahmet Beyin bir akrabası Şeyh Ömer Ziyaeddin Hazretlerine bağlılarmış…Öğretmen Ahmet Bey de içki içen ibadet etmeyen biri olarak sürekli o akrabasına Şeyh Ömer Ziyaeddin Hazretlerini kötüler dururmuş…O akrabası bu nedenle Öğreten Ahmet Beye küsmüş ve kendiyle konuşmamış…Bir iki hafta önce de rahmeti rahmana kavuşmuş…Bu olay ikisi arasında olan bir sır olarak kalmış…Üstün himmet sahibi Kutbul Azam Şeyh Ömer Ziyaeddin Nakşibendi Hazretleri bu sırrı ifşa ettiğinde kendine büyük bir sevgimiz oluşmuştu…

DEVAM EDECEK...

 
  Copyright Celcelutiye.com © 2008 - 2014
Hersey Sevmekle Baslar..